19 Mayıs 2017 Cuma

2017 YAZI GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ TRENDLERİ



Havalar tam ısınamasa da, yaz ayı en azından takvim üzerinde yaklaştı. Güneş gözlükleri kışın satıladursun, yaz ayının trendleri tabi ki ayrı. Mevsimin gerekliliği aynalı lens gibi göz sağlığımız için olmazsa olmazların yanı sıra, bu sezon gözlükler artık kadın-erkek olarak ayrılmıyor, trendlerin neredeyse ortak olduğunu belirtmem gerekiyor.
Bir çok fuar ve gözlük modelini incelemiş gurunuz olarak, gözüme çarpan bu yazın güneş gözlüğü trendlerini sizin için yazdım, umarım ufak da olsa bir faydam olur.

Minik renkli gözlükler



Eyepetizer'ın küçük renkli gözlükleri farklı modellerde bu sene de popüler


İtalyan Eyepetizer, geçtiğimiz seneden beri ortalığı kasıp kavuruyor. Öyle ki; hiç bir dünya ülkesinde trend olmayan altıgen gözlükler, vatan toprağımızda bir furya haline geldi. Markanın taklitleri fena halde yayılsa da, Eyepetizer yeni model ve renklerle gönüllere hitap etmeye devam ediyor. Bu yaz, açık renklerden daha çok minik, koyu renkli güneş gözlüklerini görmeye devam edeceğiz. Ray Ban gibi bir kaç yaygın markanın da bu modellere yöneldiğini görür gibiyim, 'farklı' olmak isteyen orijinal ve daha butik markaları tercih edebilir.

Kocaman metaller

Philip Lim'in büyük metallerde lens renkleri muhteşem.

Geçtiğimiz yazın sonunda başlayan kocaman metaller, bu sene bir çok markada var. Aviator modellerin daha da büyükleri bu gözlükler, erkek modeli olsa da daha çok kadınlar tarafından tercih ediliyor ve kadın erkek herkes için ideal.

Grey Ant'ın meşhur geometrik metalleri hem erkek hem kadın kullanımı için..
Geotmetrik güneş gözlükleri, önümüzdeki sezonda da devam ediyor.

Normal bedeninden daha büyük takılan bu modellerin en çok tercih edileni ise degrade lensler ve pudra tonlar.

Açık lensli gözlükler

Dünyayı kasıp kavuran Gentle Monster'ın
Jumping Jack modelini erkekler de kullanıyor.

Tüm dünyada bu sene moda; açık lensli güneş gözlükleri. Daha çok metal çerçeveyle kombinlenen bu lensler, aslında vintage olursa daha 'cool' duruyor. Bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm markalar bu lenslerden çıkardı, en beğendiğim tonlar ise Koreli Gentle Monster'a ait.
Hatırlatmak istediğim, bu tür açık lenslerin düşük ışık geçirgenliklerinden dolayı göz kamaşmasını önlememesi.
Kendi standartlarında UV kaplaması olsa da açık lensler özellikle yazın sabah ve akşam saatleri gözlüğü aksesuar olarak kullanmak isteyenler için...
Kış aylarında devamlı takabilirsiniz..



Ünlü İngiliz markası Cutler and Gross da bu sezon gözlüklerinde renkli lens tercih etmiş


Açık lensler, beyler tarafından 'feminen' bulunsa da, bir çok erkek markasının gözdesi ve popülerliğini arttırmaya devam ediyor.

Şeffaf lensli -clear lens- gözlükler


Ünlü blogger Chiara Ferragni ve şeffaf lensli Ray Ban gözlükleri


Bir başka tamamen aksesuar amaçlı kullanılması gereken gözlük, şeffaf lensli gözlükler. Uzun yılardır aslında yurtdışında moda olan 'clear lens' gözlükler, bu sene iyiden iyiye trend oldu.
Hem asetat hem de metal gözlüklerdeki şeffaf lensli gözlükler, rüzgara, toza karşı koruma amaçlı da kullanılabiliyor ama gözü bozuk olmayıp da gözlük takmak isteyenlerin gözdesi.
Bu gözlükler, tüm gün kullanılabiliyor. Antirefle (yansımayı önleyen) filtre olanlar ise, ışığı emdiklerinden göz kızarıklığını önleyebiliyorlar.


Büyük köşeli asetat ve metaller

Gucci'nin çok ses getiren yeni sezon köşeli asetatları,
diğer bir sezon trendi taşlarla bezenmiş.

Fendi'nin büyük köşeli yeni gözlüğünde de taş detaylar dikkat çekiyor.


Bu sadece kadınlar için geçerli gibi dursa da, erkek gözlüklerinde de kalın asetat gözlükler revaçta. Daha nostaljik duran bu gözlükler, 60lardan bizim miras. Bu sezon bir çok marka, köşeli büyük asetat model çıkardı, özellikle kadın gözlüklerinde bol çeşit mevcut.
Ek olarak, bu tür büyük modellerde Swarowski taşlar da bu sezon başladı, önümüzdeki sezon daha da fazlalaşacak.


Yekpare lensler

SUPER, tutto lente serisiyle bir akım başlattı


Yekpare lens gözlükler iki senedir tekrar raflarda belirdi. Trend tam oturmasa da, markalar yekpare lenslere yer vermeye devam ediyor. Örneğin Italyan SUPER, tutto lente serisiyle bu tür lensleri piyasaya sürmeye devam ediyor. Sadece kadın değil, erkeklerin de tercihi yekpare lensleri farklı formlarda bu yaz da görmeye devam edeceğiz.


Rose gold kaplama ve lensler

Rose gold çerçeve kaplamalar ve lensler, bu sezon çoğu markada var


Rose gold gerek lenste gerekse çerçevede geçen sene başladı. Genellikle metal modellerde kullanılan bu renk tonu, bu sene hafiften asetatlara da sıçramış durumda.
Trend sadece kadın gözlükleriyle sınırlı değil, erkek gözlüklerinde de rose gold kaplama ve lens rengi bol bol göreceğiz. Bu renk tonu gerek küçük gerekse büyük ebattaki gözlüklerde bol bol görülecek.

Ve flat aynalar

Monaco prensi, düz ayna lensli LG.R. Reunion gözlükleriyle..

Dürüst söylemek gerekirse, flat aynalı lensleri hayatımıza L.G.R. markası soktu. Oldukça beğendiğim Reunion modelinde bu tür lensleri kullanan marka, trend yarattı. Kısa süre içerisinde birçok markanın kullandığı düz lensler, bu sezon öne çıkıyor.
Gözlüğe hem ayrı bir hava hem de şıklık kazandıran flat lensler, 2017'nin trend lenslerinden.

Dior'un split gözlükleri düz lens, bu tür çizgili lensler de sezon trendlerinden.

Bu sezon gözlemlerimi size kısaca özetlemek ve 2017 yazında göreceğimiz güneş gözlüklerinden örnekler vermeye çalıştım. Büyük metaller, açık renkli lensler gibi yukarıda bahsettiğim trendler, 2018 kışına da sarkacak ve eminim bir çok başka markada benzerlerini göreceğiz.
Trendleri takip etmek güzel ama daha önemli olan doğru model ve kendinizi yakışan gözlüğü seçmek, kendi zevkimizi doğru yansıtmak.
Başkası olmayalım kendimiz olalım diyor, sevgilerimi sunuyorum.

5 Mayıs 2017 Cuma

BAĞIMSIZ TASARIMCILAR, GÖZLÜKTE FARK YARATIYOR


Geçmişin bağımsız tasarım gözlükleri



Geçtiğimiz hafta, dünyanın en önde gelen gazetelerinden Financial Times, "Sadece gözleriniz için, 'ifade' vaad eden gözlükler" başlıklı, Charlie Porter imzalı bir yazı yayınladı. Yazının amacı kısaca, billboard'ları ve neredeyse tüm moda dergilerinin reklam sayfalarını dolduran büyük gözlük firmalarının arasından, küçük bağımsız markalara dikkat çekmek.


Dünya devlerinden bir tanesi; Luxottica


Biliyorsunuz, tüm diğer moda aksesuarlarında olduğu gibi gözlükte de bir tekelleşme söz konusu. Uluslararası gözlük pazarı tahmini 102.7 milyar dolar civarında, ve piyasa Luxottica ve Safilo gibi büyük markalar tarafından yönlendiriliyor. Bir çok modaevi gözlüklerini lisanslı olarak dünyada var olan bu 2-3 ana gözlük fabrikasının birinde üretiyor ve adet model başına binleri geçiyor. Dolayısıyla, bu markaları neredeyse dünyadaki tüm gözlükçü mağazalarında ya da sokakta herkesin yüzünde görebiliyoruz. Ayrıca aynı fabrikada üretildiklerinden dolayı fazlasıyla benzerlik gösteriyorlar. Bu yüzden de, butik modeller tasarlayan ve çok az satış noktasında raflara çıkan markalar gittikçe daha önem kazanıyor. Bu gözlükler hakkında ben de Porter gibi aynı düşünüyorum, kişileri fala genelleştiriyorlar ve kişisel fark ve zevki minimize ediyorlar.


General Eyewear'ın Londra mağazası

Financial Times'daki yazıda, benim de yakından takip ettiğim General Eyewear'ın yaratıcısı Fraser Laing'in görüşlerine yer verilmiş. Laing, modellerinin eski gözlüklerden esinlendiklerini söylüyor. Her bir model bir sanat eseri. Gözlüğün kişiye özel olduğunu vurguluyor ve çerçeveleri üretirken alıcı meslek grubunu bile hayal ettiğini söylüyor.
General Eyewear, klasik çerçevelere minik dokunuşlarla hayat veriyor, örneğin tortoise çerçevelere renk ekliyorlar.. Ya da alışılagelmiş cateye modeli daha çılgın hale getirip talep yaratıyorlar.  Zaten mağazalarındaki müzikten ambiyansa herşey ruhlarını yansıtıyor, hatta bana fazlasıyla Karaköy'deki gözlük mağazamız Fashion At Eye'ı anımsatıyor. Mağazalarının bir bölümü vintage gözlüklere ayırılmış..


Londralı Cubitts de kendi tasarımlarını yapan mağazalardan


Londra'daki biraz daha pahalı olan gözlük mağazası ise dört yaşına yeni giren Cubitts.
Mağazaları Soho, Borough Market gibi insanların eğlence amaçlı alışveriş yaptıkları canlı merkezlerde. Tom Broughton, mağazalarından insanların eğlendiklerini ve gözlük alışverişini eğlenceye dönüştürdüklerini belirtiyor. Gözlükte trend yavaş ilerliyor ancak insanların gözlük zevki bağımsız tasarımcılarla değişim gösteriyor, ancak markanın en çok satan modelleri ilk tasarladıkları kalın çerçeveler.
Online satışla başlayan marka, gözlükçü mağazasının az sayıda olduğu yeni lokasyonlarla hayatına devam ediyor. Onlar için önemli olan 'herkesin yaptığını yapmak' değil, öncü olmak..

ByOcular'ın yarısı okuma gözlüğü :)


Bağımsız markalar bazaen kişisel ilgiden de doğabiliyor.
Asos'un önceki moda direktörü, Topshop'un ise satın alma müdürü Caren Dowie'nin hikayesi camının altı olmayan bir vintage güneş gözlüğü almasıyla başlıyor. Caren bu sayede güneş gözlüklerini çıkarmadan okuyabilmiş ve işin ilginci çoğu arkadaşı bu gözlükleri nereden aldığını sormuş, o da hiç beklemeden, pazardan emin olarak ByOcular isimli markasını yaratmış.
Gözlüklerin biraz garip göründüğünü inkar etmeyen tasarımcının gözlüklerinin altı okuma gözlüğü, yukarıdan baktığında ise normal gözlük.


Harvey Moscot, ben ve Zack Moscot


Financial Times'ın yer verdiği diğer bir marka ise, bildiğiniz gibi en sevdiğim markalardan Moscot. Amerikan Moscot aslında bir aile şirketi ve şu anda tasarımın başında benim de yakından tanıdığım babası Harvey ile markayı yöneten beşinci jenarasyon sevgili Zack Moscot var.  Zack, değişen dünyada daha küçük bağımsız markalara bir yönelme olduğunu söylüyor.
Moscot'un bir hikayesi var, 1800lerde doğan marka şu anda Tokyo, Seul gibi şehirlerde sadece kendi markalarını sattıkları Moscot mağazası açıyor. Hatta kendilerine de bahsettiğim gibi umarım yakında İstanbul var. Zack ailede optometri (göz doktoru-gözlükçülük) eğitimi almayan tek kişi, ancak aile işinin başka bir tarafından tutmuş. Marka şu anda 70lere dönüş yapıyor ve klasik metal gözlükleri yeniden üreterek koleksiyonuna yeni bir nefes katıyor.

Bağımsız tasarımcılar, piyasa zorlamalarının dışına çıkıyorlar ve bu RVS gözlük gibi
farklı tasarımlar yaratıyorlar.


Gazetenin yer verdiklerinin yanı sıra, tabi ki dünyada bir çok bağımsız gözlük markası ve arkalarında hikayeler saklı. Mesela Türkiye'de ürettirdiği el yapımı gözlüklerle dünyaca tanınan Vidal Erkohen ve RVS gözlükleri. Vidal artık üretimi İtalya'ya kaydırsa ve New York'da muhteşem bir gözlük dükkanı açsa da ruh hala bağımsız. Babasının küçükken aldığı Persol gözlüklerle gözlük dünyasına giren Vidal'in tasarımları dünyaca ünlü yıldızların yüzlerinde ve gün eçtikçe daha da tanınıyor.


Luca De Stael, deriden ürettiği gözlüklerle tanındı..


RVS'nin yanı sıra, gözlüklere taş yapıştırarak isim yapan ve koleksiyonu bir anda Hollywood yıldızlarının yüzlerinde beliren A-Morir Eyewear, Oliver Peoples'ın yaratıcısı Larry Leight'in oğlu Garret Leight'in kendi ismiyle çıkardığı koleksiyonu, deriden gözlükler yapan Lucas De Stael, vidasız gözlükleriyle ünlenen Alman IC Berlin, topuklu ayakkabı saplarıyla Face A Face Paris, Venedik'te tasarlanan Fransız Ahlem, hepsinin bir hikayesi var. Türk malı MEMO ve San Glasses'ın da öyle.

Karaköy'ün tanınmış gözlük mağazası; Fashion At Eye


2012 senesinde açılan Karaköy Fashion At Eye, dünyadaki örnekleri gibi ticari hayatına vintage gözlüklerle başlasa da zamanla kendi gözlüklerini üretmeye başladı. Mağaza küratörü olan şahsım ilk başlarda "Karaköy'de gözlük dükkanı mı açılırmış?" sorularına maruz kalsa da, vintage koleksiyonuna gösterilen ilgiyle hızlıca tanındı.
Türkiye'nin ilk gözlükçü çiftlerinden sevgili annem ve babamın özel gözlük koleksiyonunu sergilediğim Fashion At Eye, beş sene içerisinde Monocle, NY Times, BBC gibi bir çok uluslar arası yayın organına konu oldu. 2016 senesinde San Glasses ve MEMO markalarını tanıtan mağazanın tasarımları vintage gözlükleri andırıyor ancak imzası lenslerinde. Şimdilik sadece Karaköy'de satılan gözlüklere talep büyük hatta iç pazarın yanı sıra Dubai, Atina, Milano, Paris gibi lokasyonlardan mağaza teklifleri geliyor.
Ancak kanımca bir süre daha butik kalmak ve niş bir müşteri kitlesine hiatp ediyor olmak daha önemli, zira amacımız diğer bağımsız markalar gibi 'halk için gözlük' yapmaktan ziyade, canımızın istediğini tasarlamak ve ticari kaygıdan uzakta kalarak markamızı devam ettirmek.

Yukarıdaki örneklerinden de gördüğünüz gibi, 'bağımsız' marka demek, belli ticari korkulardan uzakta yaşamak anlamına geliyor. Yani senede binlerce aynı gözlükten üretip satmak belli yönelişlere sebep oluyor. Örneğin bu büyük markalar hiç bir zaman alternatif model ya da renklere yönelemiyorlar, halktan gelen talebe cevap veriyorlar.

Bağımsız markaların amacı 'arz' ve 'tarz' yaratmak ve kişilerin kişiliklerini 'herkes gibi olmak' yerine özel yapmak ve gözlükleriyle ifade etmelerini sağlamak. Bu yüzden de farklı olmak isteyenlere ben de bağımsız markaları tavsiye ediyorum. Taklitleri de bir hayli piyasada olan ana akım markalar yerine bu tür markalara yönelmek hem sizi ayrıştıracak hem de yüzünüzde bir ruh taşımanıza yardımcı olacak.

Alıntı:
https://www.ft.com/content/5d309742-109a-11e7-a88c-50ba212dce4d












12 Mart 2017 Pazar

ASETAT NE DEMEK? KEMİK GÖZLÜK OLUR MU?


Linda Farrow x Jeremy Scott kemik görünümlü asetat gözlük

Başlıktaki ikinci soruyla başlarsak cevap; kemik gözlük olur, hatta boynuzdan bile var.
Ancak yıllardır 'kemik' olarak adlandırdığımız gözlükler aslında asetat malzemeden üretilmekte. Bir de enjeksiyon plastikler var ki bu yazımda size anlatacağım.

İlk sorumuz, gözlüklerde kullanılan en önemli malzemelerden asetat ne demek, hammaddesi nedir?


Asetat özü :)


Selüloz asetat, hipoalerjenik olan bitki bazlı bir plastik türü ve 1940ların başında, normal plastiğin yarattığı sorunlara çözüm olarak, gözlükte kullanılmaya başlanmış. Günümüzde kullanılan asetatlar, sağlam hafif ve kolay şekillendirilebilir durumda olduğundan bir çok gözlük markası tarafından ana malzeme olarak tercih edilmekte.
Selüloz asetat, aynı zamanda saydamlığı ve zengin renk alternatifi ile önemli bir gözlük hammaddesi. Katmanlar halinde renk renk kullanılabilen asetat, tasarımcılara da yaratıcılıkta önemli fırsatlar sunuyor. Lamine asetatlarda sonsuz olasılıklar var.

Farklı katmanlarıyla asetat alternatifleri

Selüloz asetat, petrol içermeyen bir plastik türü ve doğal pamuk ve ağaç liflerinden üretiliyor. Biliyorsunuz, petrol bazlı hammaddeler daha pahalı ve çevreye daha fazla zarar veriyor, ancak selüloz asetat yenilenebilir kaynaklardan üretiliyor.


Kesilip çerçeve haline getirilen asetatlar

Asetat büyük plastik bloklardan üretiliyor ve dilimler halinde kesiliyor, cilalanıyor ve çerçeve şekline getiriliyor. Daha sonra elde en son provaları yapılan çerçeveler, raflarda beğenilerinize sunuluyor.


Tasarımdan üretime asetat

Selülozik asetat çerçevelerle enjeksiyon plastik çerçevelerin farkı nedir?

Yukarıda bahsettiğim gibi yenilenebilir kaynaklardan üretilen asetat en kaliteli gözlük malzemelerinden biri. Bu yüzden de en önemli tercih nedeni.

Plastik gözlükler, parlak renk ve hafiflikleriyle kolayca anlaşılabilir


Enjeksiyon plastik çerçeveler ise isminden anlaşıldığı gibi sıvılaştırılmış petrol bazlı plastiğin alüminyum ya da çelik çerçeve enjeksiyonu yoluyla üretiliyor. Renksiz plastiğe renk ve cila sonradan püskürtme yöntemiyle uygulanıyor. Malzeme, asetata göre daha ucuz bu yüzden de enjeksiyon gözlükler, asetat gözlüklere göre her zaman daha ucuz oluyorlar.

Enjeksiyon plastik gözlük, sprey renkleriyle kendilerini belli ediyorlar.


Gözlük alırken asetatı enjeksiyon plastikten nasıl ayırt ederiz?

Asetat çerçeveler renkli ya da renksiz ince tabakalardan oluşurlar ve daha dayanıklıdırlar. İçlerinde dokular, renkler hatta tasarlayan modacının motiflerini bulmak mümkün. Enjeksiyon plastikler ise sprey boyayla renklendiriliyorlar ve tasarıma açık değiller.
Kendi tecrübelerimden enjeksiyon plastikler, asetat çerçevelere göre çok daha hafifler ve kaba duruyorlar. Çerçeve cilası mümkün olmadığından, çerçeve kenarlarında kulağı ya da yüzü rahatsız eden artıklar olabiliyor. Genelde daha kalın hatlı enjeksiyon gözlükler yüzde daha plastik duruyor, asetat ise farklı dokularından dolayı daha zarif görünüyor.
Sokaktaki tezgâhlarda gördüğümüz çoğu gözlük enjeksiyon plastik, bu yüzden de fiyatlar çok ucuz, yani gözlüğün fiyatı da malzemesi hakkında önemli bir gösterge.
Asetat daha kalitelidir demek ne kadar doğru bilemiyorum, ama daha fazla doğa dostu ve cilde dost olduğu kesin.
Karar sizin :)

Kaynak:
https://www.fetcheyewear.com/blog/post/all-about-acetate


8 Şubat 2017 Çarşamba

AHLEM, GERÇEK PARİS'İ YANSITIYOR.


Ahlem Concorde

Klasik ancak yenilikçi tasarımlarıyla sadece benim değil herkesin dikkatini çeken Ahlem gözlüklerin tasarımcısı Ahlem Manai -Platt, "Koleksiyonumun, marka ve trendlerle değil sanatçı ve entellektüellerle anılan gerçek Paris'i yansıtmasını istedim" diyor..


Ahlem Bastille

Los Angeles'da yaşayan Parisli tasarımcı Ahlem'in bu tutkusu koleksiyona başarıyla yansıyor, model isimlerine de.. Ahlem'in model isimleri, Paris'in farklı bölgelerinden esinlenmiş ve o bölgedeki hayat ve karakterleri yansıtıyorlar.

Ahlem Gare Du Nord

Ahlem Eyewear'ın tüm çerçeveleri tamamıyla elde üretiliyor. Detaylara önem veren marka, dünyanın en ünlü asetat markası Mazzuchelli'yi kullanıyor. Hatta kullanılan asetatlar, artık tedavülde olmayan vintage üretimler, ışığa göre değişen çok katmanlı ve desenliler.. Lensler ise Fransız Christian Dalloz ve yüksek derecede UVA ve UVB korumasına ve yansımayı önleyen antirefle filtreye sahipler.


Ahlem Place D'Aligre

Markanın kendisinin de bahsettiği gibi modeller ilk bakışta tanıdık görünebilir ancak Ahlem'in  imzasını tanışıyorlar.. Hafif yuvarlatılmış köşeler, hafif eğimli köprü ve metal renkleri markayı -taklit edilse de- benzersiz yapıyor.

Ahlem Pont Des Arts


Markanın yaratıcısı, kaliteye özellikle vurgu yapıyor: "Her detaya gerçekten çok önem veriyorum, çünkü ürettiğim her parçanın arkasında durabilmek istiyorum."
Markanın felsefesi böyle olunca, tabi ki sonuç mükemmel oluyor. Klasik modelleri yeniden yorumlamak ve kendi farkını yansıtmak oldukça zor.
Ahlem'in bu konuda fazlasıyla başarılı olduğunu düşünüyor, markayı ülkemizde de görmek istediğimizi belirtiyorum :)






18 Ocak 2017 Çarşamba

NE OLACAK BU KAŞLARIN DURUMU?

Rihanna ve  kendi adına çıkan Dior gözlüğün üstünden gösterdiği sırma kaşları :)


Bloğumu takip edenler, optik gözlük çerçevesi ya da güneş gözlüğü seçerken artık yüz tipinden başka bir çok faktörün rol aldığını sanırım özümsemişlerdir.
Tüm bu faktörleri önceki yazılarımda, çeşitli akademik bulgularla da destekleyerek detaylı olarak yazdım, biri haricinde: KAŞLAR!
Bu yazımı, yüzümüzün simetrisine katkıda bulunan kaşlarımıza, kaşlarımızın gözlükten gözüküp gözükmemesi gerektiğine, 'kaşlarımıza uygun gözlük seçimi' ya da aşağıda göreceğiniz gibi 'gözlüğümüze uygun kaş seçimi'ne ayırıyorum.



Jennifer Lopez ve yüzünün büyük bölümünü kaplayan gözlükleri



Konuyla ilgili ilk önemli sorumuz, Jennifer Lopez ablamız doğru mu yapıyor, GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ KAŞLARI KAPATMALI MI?

Cevabım kesin ve net! HAYIR!

Sebebine gelince, özellikle güneş gözlüklerinin gün geçtikçe büyüdüğü bir gerçek.
Ancak, yüzümüzü tamamen kapatan güneş gözlükleri, ne yazık ki yüzümüzün tüm özelliklerini kapatıyor. Bizi biz yapan unsurları saklıyor, güneş gözlüğünün yüzümüze verdiği algıyla sokakta dolaşıyoruz. Bu da artık sokakta neredeyse birbirimizi tanıyamayacak hale gelmemize yol açıyor.
Aslında hepimiz farklıyız, farklı olmaktan da korkmamalıyız.
Kimimizin kaşları kalın, kimimizinki ince. Kimimizin kaşları düşük, kimimizinki yay gibi.
Herkes farklı.
Dolayısıyla oldukça büyük bir güneş gözlüğüyle yüzü saklamak, yapılacak hataların başında.
Gurunuz olarak demem odur ki; kaşlarımız güneş gözlüğümüzün üzerinden bir nebze gözükmeli.
Hatta hatta, gözlüğümüzün üst çizgisi kaşımızla üst üste gelmeli ancak kaşımız kaybolmamalı.
Yani doğrusu ne gözlüğü burnunun ucunda taşımak ne de alına doğru iyice itmek.
Kaşlarımızı hafiften göstererek, yüzümüze daha da anlam katmak en ideali.


Yüzümüzdeki altın oranla hesaplanan 'güzellik maskesi'.
Angelina Jolie'nin yüzü, altın oranda mükemmele yakın..


Peki, BİR GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ YÜZÜMÜZE NASIL ANLAM KATAR?

Daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi, doğamızda, yaratıcının ölçüsü altın oran söz konusu.  Altın oran sadece biz insanlara özgü değil, tüm tabiatta tüm yaratılanlarda gözlemlemek mümkün. Bazı araştırmalar, insanoğlunda fiziksel çekicilik ve altın oran arasında önemli ilişkiler  tespit etmiş durumda. Bu araştırmalara göre, bizler gerek beden, gerekse yüz olarak fiziksel anlamda altın orana yaklaştıkça, karşı cinse daha çekici gözüküyoruz. Yüzümüzün biçimi, gözlerimizin arası, burnumuzun kalınlığı ve oranı, alnımızın genişliği, yanakların çıkıklığı gibi bir sürü etken rol oynuyor. Hatta Hollywood yıldızlarının altın orana yaklaşmak ve daha çekici görünmek için çok sayıda operasyon geçirdiği kulaktan kulağa yayılmış durumda.
Angelina Jolie'nin yukarıdaki fotoğrafında gördüğümüz 'güzellik maskesi' altın oranın yüzümüze yansıması.
Yazımızın odağı kaşlara gelirsek, maskede de gördüğümüz gibi, 'oransal doğru' hafif yukarı kalkık kaşlar..
Eğer, -yüzümüzle doğru orantılı olduğu sürece- kaşlarımız bu şekildeyse şanslıyız.  Denediğimiz çoğu gözlükte sıkıntı yaşama katsayımız düşük kaşlılara göre daha az. Ancak, tabi ki Miley Cyrus gibi bir hata yaparak tek kaş gibi gözükmek an meselesi :P


Metal gözlüklerin 'bar'lı olanlarından sakınalım, tek kaş gibi gözükebilirsiniz.

Biraz daha 'şanssız' sayılabilecek düşük kaşlılar için ise çözümler oldukça basit, doğru güneş gözlüğü seçimi daha da önem kazanıyor. Eğer kaşlarınız düz ya da düşükse, seçeceğiniz yanlış bir gözlük modeli sizi daha da ağlak yapabilir. Burada çare, düşük kaşı dengeleyecek yanlardan yukarı kalkık güneş gözlükleri tercih etmek.
Böylece gözlüğün yukarı kalkık köşeleri, kaşımızın düşüklüğünü dengeleyecek ve karşı taraf algısında bizi daha da çekici yapacaktır.
Yuvarlak yüz ve hilal kaşlılarda da aynı durum söz konusu. Eğer kaşlarımız yuvarlak hatlıysa, seçeceğimiz yuvarlak hatlardaki bir gözlük 'sevimliliğimize' daha da vurgu yapacaktır. Bu yuvarlaklığı düzleştirmek ise, seçeceğimiz daha köşeli bir güneş gözlüğüyle kolaylaşacaktır.
Özetle, gözlük çerçevelerinin yüzümüzdeki orana yaptıkları büyük etki ve karşı taraf algısında önemli rol oynadığı unutulmamalıdır.


Ryan Gosling'in de en büyük derdi asimetrik kaşları :P


KAŞLARIMIZ ASİMETRİK İSE NE YAPABİLİRİZ?

Asimetrik kaşlar, başa bela. Özellikle gözlük seçerken kaş asimetrik ise, gözlüğün yüzünüzde düz gözükmesi bazı vakalarda oldukça zor.
Gözlük kullanan çoğu kişinin derdi, gözlüğün yüzlerinde doğru durmaması.
Kulak mesafesi, burunluk, çerçeve dengesi ayarlansa bile gözlük yamuk gözükebiliyor.
Açıkçası burada gözlükçünün elleri kolları bağlanmış durumda, ancak estetik klinikleri, üstelik de minimum acıyla bu sorunu çözüyorlar.
Son zamanlarda özellikle Ortadoğu kökenli hanımefendilerde sık gördüğüm aynı elden çıkmış dövme kaşları ilgi alanımın dışına çıkararak, işini çok iyi yaptığına inandığım, İstanbul'un ünlü estetik kliniklerinden Clinica Estetik ortaklarından ve sevgili arkadaşım Dr. Tülin Karabeyoğlu'nun görüşlerine başvuruyorum.  Sevgili Tülin, asimetrinin bir dezavantaj olmadığını, 'estetik'in  simetri ve asimetrinin birbirine ahengi ve oranı olduğunu belirterek sözlerine başlıyor..


Dr. Tülin Karabeyoğlu, asimetrinin uyumundan yana..


Biraz detaya girersek, Dr. Tülin Karabeyoğlu ne diyor dinleyelim:
"Yaradılışta mükemmel simetri nadir gözlenen bir durumdur, insan anatomisinde de vücudun/yüzün sağ ve sol yarısı küçük farklılıklar ve asimetri sergiler.
Altın oranı koruduğu ölçüde asimetrilerin bütünü bir uyum içerir ve bu yapı vücudun/yüzün estetik bütününü oluşturur. Böyle bir yüzde tek başına kaşı, gözü, dudağı, yanağı görmez bütünü izler ve beğeniriz.

Asimetrik bir yüze sahip Scarlett Johansson'ın farklı yüzleri

Doğumdan gelen (congenital) yapısal sapmalar (bozukluk), sonradan gelişen travmalar, belli mimik ve jestlerin ağırlıklı kullanımı, yaşlanma, aynı tarafa yatma gibi durumlarda yüz asimetrisi daha belirgin bir hal alır.
Estetik girişimlerin rekonstrüktif (onarım) alanı söz konusu bariz (majör) asimetrilerin düzeltilmesidir. Burada sağ ve sol yüz yarısına simetri kazandırırken dikkat edilmesi gereken mükemmeliyetçi yaklaşımların yüzün doğal görünümünü yapay (plastik) bir hale de sokabileceğidir."
Burada kısaca gurunuz olarak araya giriyorum, çünkü yapılan çoğu araştırma gösteriyor ki yüzdeki tam simetri kavramı artık eskisi kadar popüler değil çünkü simetrisi mükemmele yakın kişiler artık 'olağandışı' ya da 'robotik' gözüküp, çekiciliklerini yitirebiliyorlar. Yani hafif asimetri, bizleri çok daha çekici gösteriyor, 'insani' yapıyor.
Doktorumuza soruyorum, yüzümüz özellikle kaşlarımız dikkat çekici şekilde asimetrik ve de gözlük kullanırken bizi rahatsız ediyorsa en etkili ve hızlı çözüm nedir?

Kaşa yapılan botoks uygulama asimetrik kaşların en basit çaresi

Söz tekrar sevgili Dr. Tülin Karabeyoğlu'nda:
"Bariz asimetrik durumlar en sık kaşlarda gözlenir. Bu durum günlük hayat içerisinde mimik ve jestlerle dikkat çekmeyecek ölçülerde olsa da gözlük kullanımıyla bir kaşın çerçeve üstünde kalması asimetriyi vurgular ve estetik rekonstrüktif bir müdahaleyi gerektirir.
Bunun en kolay ve etkin yolu botulinum toksin enjeksiyonudur.
Bu işlemde kaşların hareketinden sorumlu kas gruplarına küçük dozlar verilerek kaş seviyesi ayarlanır. Muayene ve enjeksiyon süresi yaklaşık 15 dakikadır, işlem ağrısızdır, hastalar genelde enjeksiyon alanında sinek ısırığı tarzında 2-3 saniye süren bir hassasiyet tanımlar. Enjeksiyondan itibaren 10 gün içerisinde kademeli olarak kaş ideal seviyesine oturur ve 10. Günde yapılan kontrolle nihai simetri sağlanmış olur. Botulinum toksin enjeksiyonlarının etki süresi 4-6 ay arasında değişmektedir. Enjeksiyon bölgelerinde hafif kızarıklık ve ödem dışında belirgin bir yan etki oldukça nadirdir. Tedavi ömür boyu tekrarlanabilir. Farklı bölge uygulamalarıyla sert mimikler, alın ve göz kenarı çizgileri, gülüş bozuklukları gibi durumlar da tedavi edilebilmektedir."
Yani sevgili doktorumuz, eğer gerek görürse hem erkeklere hem de kadınlara çok kısa ve basit bir uygulamayla kaş asimetrisini düzeltebiliyor..
***
Kaşlı gözlükler de başka bir çözüm :)

Kaş konusuyla birlikte artık sanırım gözlük seçimindeki detaylardan en önemlisini özetlemiş olduk. Gözlüklerin üst kısmının zaman zaman kaşımız yerine geçtiğini ve ifademizi önemli şekilde etkilediğini sanırım hemfikiriz. Kaş biçimi, yoğunluğu, rengi gibi konular, gözlük seçerken dikkat etmemiz noktalar..
Kaş asimetrisinin herhangi bir dezavantajı yok, hatta asimetri bizi daha da çekici yapabiliyor. Ancak eğer gözlüğümüz düz gözükmediği gibi konular yüzünden endişeliysek, tıpta basit çözümler mümkün, denemekte fayda var :)
Kaşların arasına dom dom kurşunu değdi türküsü eşliğinde, hem sizleri hem de sevgili doktorumuz Tülin Karabeyoğlu'nu öpüyorum !!

19 Aralık 2016 Pazartesi

GÜNEŞ KORUMASI VAR MI? GÜNEŞ GÖZLÜKLERİ VE UV



Eminim çoğu gözlükçü sık sık duyuyordur bu soruyu: "Gözlüklerde güneş koruması var mı?"

Güneş gözlüğü malum güneş yağına benzemiyor, dolayısıyla bu soru aslında çok genel kalıyor. Bunun sebebi, aslında iyi bir güneş gözlüğü lensinin özelliklerini, bilinçli tüketici seviyesinde, yeteri kadar iyi bilmememiz.
Güneş gözlüğü lensleri hammaddesinden, filtrelerine; renklerinden koyuluklarına kadar detay içeriyor, bu yüzden de 'güneş koruması'ndan kasıt çok net ifade edilmemiş oluyor.
Yani soru biraz afaki kalınca, cevap vermesi de zor oluyor :)


Açık renkli lensleri daha çok kozmetik ve aksesuar amaçlı kullanabiliriz


Çok fazla detaya girmeden, amacınıza uygun yeterli bir güneş gözlüğü lensini iki ana başlıkta toplayabiliriz. Amacınıza uygun diyorum, çünkü güneş gözlükleri kozmetik amaçlı da kullanılabiliyor, mesela açık lensli güneş gözlükleri ya da 'clear lens' denen şeffaf güneş gözlükleri bu kapsama giriyor. (Yakında 'amaca uygun güneş gözlüğü' konulu detaylı bir post yazacağım, kayak, araba kullanma ve çeşitli spor dalları için özel tasarlanan güneş gözlüğü lensleri hakkında detaylı bilgi vermeye çalışacağım).

'Güneş koruması'nda en önemli faktör lens koyuluğu. Biliyorsunuz, lens rengi ve koyuluk/açıklık derecesi çok önemli, güneş gözlüğü lensleri -eğer kozmetik amaçlı kullanmıyorsanız - görünür ışığın yüzde 75 -  90 arasında süzmek ve göz kamaşmasını gidermek durumunda.

Gözünüze ve amacınıza uygun koyulukta ve özelliğe sahip lense sahip bir güneş gözlüğü bulduktan sonra, ikinci dikkat etmeniz gereken konu lensin UV filtresi.

İşte tam bu noktada devreye daha detaylı girmek gerekiyor.

Göze gelen UV ışınları, önlenmediği takdirde çeşitli göz rahatsızlıklarına yol açabiliyor.

Wikipedia, morötesi ya da ultraviyole (kısaca UV) ışınımını, dalga boyu 100 ile 400 nanometre arasındaki ışınım olarak tanımlıyor. Gözümüz, 400 ile 700 nm dalga boyları arasına duyarlı ve bunun dışındaki ışınımı algılayamıyor. Görebildiğimiz en küçük dalga boylu ışınımı mor olarak algıladığımızdan, bundan daha küçük dalga boyuna sahip olan ışınıma "morötesi ışınım" adı veriliyor.
UV ışınları bizlere az miktarda da olsa D Vitamini veriyor. Ancak fazlası zararlı, cilt kanseri gibi hastalıklara yol açabiliyor. Gözde ise başta retinaya zarar veriyor, her zaman bahsedildiği gibi katarakta yol açarak görmemizi zorlaştırıyor. Gözde doku oluşumuna bile yol açabiliyor..


UV ışınları kabaca üçe ayrılıyor

Bahse konu olan UV ışınları, aynı özelliklere sahip olmadıkları ve canlılar üzerindeki etkilerinin farklı olması sebebiyle UV-A, UV-B ve UV-C olmak üzere üç kategoriye ayrılıyor:
UV-A:  UV ışınlarının yüzde 95 ile en yaygın olanı. Ozon tabakası bu ışınların geçmesine izin veriyor.
UV-B:  Oldukça tehlikeli. Bu ışınların büyük bir kısmı, ozon tabakası tarafından engelleniyor ve UV ışınlarının yüzde 5'ini oluşturur.
UV-C:  Sağlık için en tehlikeli ışınlar. Ozon tabakası bu ışınların bizlere ulaşmasını önlüyor.


Güneş gözlüklerindeki UV geçirgenliği, çeşitli standartlara bağlanmış durumda.

Peki gözümüz için bunlar ne ifade ediyor?

Eğer UV koruması zayıf ya da hiç olmayan bir güneş gözlüğü alıyorsak, gözümüzü hem UV-A hem de UV-B ışınlarına maruz bırakıyoruz. Üstelik aldığımız güneş gözlüğü, göz bebeğini daha da fazla açarak daha fazla UV ışınına maruz bırakıyor.
Bu yüzden alacağınız güneş gözlüğünün hem UVA hem de UVB ışınlarının büyük bölümünü bloke etmesi gerekiyor.  Bu konuda başta Avrupa Birliği ya da Amerika olmak üzere standartlar oluşmuş ve gerekli mercilerin verdiği onaylar gözlük bilgi kartlarında veriliyor durumda. Lensler konusunda bilgiyi gözlük satış noktalarında da alabilirsiniz.

Bu standartlar, yukarıda şemada gördüğünüz gibi Avustralya için AS/NSZ 1067:2003, Avrupa için EN 1836:2005 ve Amerika için ANSI Z80.3-2001.
Güneş gözlüğü lenslerinizin bu yönetmeliklere uyup uymadığını kontrol edebilirsiniz. Eğer uyuyorlarsa, lenslerde hiçbir problem yok demektir.


Son söz, bilinçli tüketici olmak önemli :)


Bilinçli tüketici olmak önemli.
Sadece gözlükte değil her konuda.
Güneş gözlüklerini aldığınız satış noktaları, fiyat ve standartlara uygunluğu tamamen sizin inisiyatifinizde. Ancak bahsettiğim gibi lens koyuluğu ve UV filtrelerine dikkat etmek, kesenize faydalı diye, gözünüze zararı olabilecek gözlüklerden kaçınmak gerekiyor. 
Eğer kaliteli bir güneş gözlüğü almak istiyorsanız, umarım yazım ufak da olsa yardımcı olmuştur ancak alacağınız yer, en az aldığınız güneş gözlüğü kadar önemli diyor, gözlüklerinizin hep güzel şeyler göstermesini diliyorum.



27 Kasım 2016 Pazar

GÖZLÜK SEÇERKEN YÜZ ÖLÇÜLERİNE DİKKAT!



Bu blogu yazmaya başladığımdan beri takip edenler iyi bilirler, gözlük seçimi konusunda oldukça hasssas bir şahsiyetim.
Şu yüz tipine bu gözlük gibi genellemelere oldukça karşıyım, bunun sebebi de her zaman dediğim gibi her kişinin yüzü özeldir, ölçüler, oranlar vardır; dolayısıyla gözlüğü sadece yüz tipine göre bakıp seçmek kadar yanlış bir şey yoktur.
Şu ana kadar gözlük seçerken nelere dikkat etmemiz gerektiğine dair bir çok yazı yazdım.
Ten renginizden tutun, hayat tarzınıza bir çok etkenin dahil olduğu gözlük seçiminin bu seferki konusu, gözlüğün 'ebat' olarak yüzünüze uygun olup olmadığı.
Ancak, bu yazıyı anlamanız için önce gözlüğün içinde yazan ve gözlüğün sap uzunluğu, lens genişliği ve burun aralığı gibi bilgileri anlıyor olmanız gerekiyor.
Eğer ilgi duyuyorsanız, yazının devamından önce lütfen 'Gözlüğün de bedeni olur' başlıklı yazımı okuyunuz.

**

Efendim, gözlük bedenleri ile ilgili yazımı okuduğunuzu farz edersem, anlamış bulunmaktayız ki denediğiniz gözlüklerin içlerinde lens, köprü genişliği ve sap uzunluğu gibi bilgiler söz konusu.
Burada önemli olan yüz tipinizden ziyade yüzünüzün genişliği.
Dolayısıyla önemli olan gözleriniz arasındaki mesafe, burun genişliğiniz ve yüz-kulak mesafesi.
Güneş gözlüklerinde zevkinize göre, lens genişliği daha büyük gözlükleri tercih edebilirsiniz, ancak ufak olmamasına ve dolayısıyla 'emanet' durmamasına dikkat edin.



Peki, yüzümün boyutuna göre gözlüğü nasıl seçiyoruz?

Herkesin yüzü özel olduğu için genelleme yanlış, ancak bir takım kurallardan da bahsedersem sanırım daha iyi anlatacağım.

Araştırmamın ve kendi tecrübelerimden sabit genel tavsiye şu yönde:
  • Küçük/Dar yüzler:125mm – 129mm (yani lens genişliği 50mm ya da daha az)
  • Orta büyüklükteki yüzler: 130mm – 134mm (yani lens genişliği 51-54 mm arası)
  • Büyük yüzler: 135mm – 145mm (yani lens genişliği 55 mm ve yukarısı) ölçülerinde gözlük denediklerinde, gözlük büyük ya da küçük durmayacaktır.
Güneş gözlüğünde dediğim gibi isteğinize göre daha da büyük bedenler deneyebilirsiniz.

Bu önemli bilgiden yola çıkarak detaya girersek, gözlük ölçülerini belirledikten sonra, gözlüğün büyük mü küçük mü olduğunu, yüzümüzü önden iki kulak arasını baz alacak şekilde ölçerek anlayabiliriz.
Örneğin, önden iki kulak arası mesafeniz 12 - 13 cm arası çıkıyorsa optik çerçeve 50, güneş gözlüğü olarak da 52 ve zevkinize göre üstü beden deneyebilirsiniz.


İlk etapta, yüzümüzü ölçmekle başlayabiliriz.

Ancak, ayna da bir gösterge. Kendi kendize, herhangi bir mağazada gözlük denerken aşağıdaki bilgilerden yola çıkarak yüzünüze 'beden' olarak doğru gözlüğü bulabilirsiniz.

1. İlk etapta, seçtiğiniz -ister optik ister güneş gözlüğü olsun- çerçevenin genişliği, yüzünüzün genişliğiyle uymalıdır. Yani, aynaya baktığınızda, gözlüklerin yüzünüzden düşer gibi durmaması ya da gözlük saplarını yanlardan açılmış şekilde görmememiz lazım (provası yapılmamış gözlükten bahsetmiyorum, o ayrı bir konu aşağıda bahsediyorum).


Gözlük çerçevesinin yüzünüzün yanlarından taşmaması gerekiyor.


Gözlük saplarının yanlardan açılmaması, gözlüğün küçük olmasına işaret

2.  Çerçeveden tam emin olamadıysak, bir başka dikkat etmemiz gereken nokta göz yuvarlağımız. Göz yuvarlağımızın, lensin tam ortasına denk geliyor olması da ayrı bir gösterge. Gözünüzün çevresinin lensin köşesine mesafesi, gözlüğün her iki tarafında da eşit olması gerekiyor. Aksi halde gözlükteki asimetri, özellikle kalın optik çerçevelerde oldukça dikkat çekiyor.

3. Gözümüzün merkezde olduğundan emin olduktan sonra, çerçevenin, yüzümüzün ortasında durup durmadığını kontrol etmeliyiz. Yüzünüzün üst ve alt kısmı arasında iyi bir denge tutturmak, gözlüğün yüzünüzde ideal olarak durmasını sağlayacaktır.


Rihanna, en doğru gözlük kullananlardan.
Gözlük yüzünün tam ortasında ve gözlüğün yüzünün altı ve üstüne mesafesi eşit.


4. Diğer mühim bir mesele kaşların gözlüğün içeride ya da dışarıda olma durumu. Burada yapılan bir hata, nasıl göründüğünüzü ciddi bir şekilde etkileyebilir. Bu konuda sık sık yazdım, kaşımız, çerçevenin tam üstüne denk gelmesi hatta üstüne binmesi gerekiyor. Çok yakında kaş konusunu daha da detaylı yazacağım, çünkü kaşımızın şekli, düşük ya da yüksek olması çok çok önemli. Gözlüğümüzün yüzümüzde ideal durmasını istiyorsak kaşlarımızı saklamamamız gerekiyor, aksi halde beden dilimizle de kendimize güvenmiyor imajı çizmek ne yazık ki an meselesi.


Yastaymış gibi durmak istemiyorsak, bir küçük size gözlük takabilir, kaşlarımızı gösterebiliriz.


Tüm zamanların en iyi gözlük taşıyan kadınlarından Audrey Hepburn ve ideal bir kaş görünümü

5.  Metal çerçeveler yüzünüzde asetatlar kadar belirgin durmayacaklardır. Dolayısıyla metal gözlüklerde aslında biraz daha rahatız ancak aynı şekilde sapların yanlardan açılmış ya da tam tersi çerçevenin yüzümüzün yanlarından taşmaması gerekiyor.
Ancak, metal gözlükler, özellikle kadınlarda son dönemlerde bir tık büyük kullanıyor, Victoria Beckham ile başlayan bu moda, hızla yayılıyor. Tabi ki yüzümüzden bir iki tık gözlük kullanmak tercih meselesi, ancak gözlüğün provasının iyi yapılması gerekiyor.

Büyük aviator gözlükler son dönemlerde büyük kullanılıyor, ancak prova şart.

6. Prova derken. Gözlüğün de provası olur, dolayısıyla nasıl ki elbise alıp vücudumuza göre prova yaptırıp küçültüp büyütebiliyorsak, gözlüklerimizi de işinin ehli ellerde provasını yaptırtabiliriz.


Metal gözlüklerde, burun ölçünüze göre burun kısmı ayarlanabiliyor.

Asetat gözlükler, ısıtıcı yardımıyla yüze gözlükçüleriniz tarafından yüzünüze ayarlanabilirken, metal gözlükler de aynı şekilde prova yapılıp, yüzünüze oturtabiliyor. Asetat gözlükler ısıyla, metal gözlükler ise el yardımıyla, kısa bir provayla yüzünüze daha uygun hale getirilebiliyor.


Asetat gözlüklerde kulaklara yapılan ayarlama önemli.

Gözlük provasında sapların ayarlanması çok önemli. Saplar, kulaklarınızın etrafına doğru bir şekilde prova yapılmalı, aksi halde gözlüğünüzün yüzünüzden düşmesi ya da kulak arkalarınızın yara yapması olasılığı var.

Özete gelirsek, tabi ki gözlük seçimi çok önemli. Özellikle optik gözlük kullananlar için yanlış beden gözlük seçmek, zamanla sinir eden bir işkenceye dönüşebiliyor. Bu yüzden de, gözlük saplarındaki bilgilerden yola çıkarak doğru gözlük bedeninizi üç aşağı beş yukarı tahmin edip deneyebilir, karar verdikten sonra ise profesyonel bir provayla yüzünüzde gözlüğü doğru bir şekilde taşıyabilirsiniz.